FriendFeed’i biliyorsunuzdur büyük ihtimalle. Bu site, sosyal ağ, Türkiye’de teknoloji ile ilgili sektörlerde bulunan kişilerin genelinin en çok kullandığı ağ olma özelligine sahip. Aslında bu özellik yalnızca ülkemizde değil, İtalya’da ve -çok az da olsa- Amerika’da da var. Twitter bir bilgi üstünde beyin fırtınası için gerekli ortamı sunmuyor, yalnızca bilgiyi paylaştırıyor, ki ondan beklenen bundan daha fazlası değil.
FriendFeed’in topluluğunun önemi bir yana, alt yapısı da cok gelişmiş bir sistem. Eski Google çalışanlarından oluşan bir ekip tarafindan yapıldı. Çok detaya girmeyeceğim, yalnızca gelişmiş olduğunu ve yeniden yaratmanın kolay olmadığını bilmeniz gerekiyor, şimdilik.
Bir süre önce bu guzel sistemin özelliklerini kendime aktarmaya baslamıştı Facebook. Daha sonra ne düşündüler bilemiyorum ama surpriz bir şekilde FriendFeed’i, ekibiyle birlikte, satın aldılar.
Ne olduysa bu satıştan sonra oldu işte, ekibin tamamına yakını Facebook’a geçince, FriendFeed’in geliştirilmesi durduruldu.
Bu sıralarda başta FF toplulugu olmak üzere, bir çok topluluk yorumlarını ve daha çok korkularını dile getirmeye başladı.
Bu yorumlar konumuz değil, korkulara gelelim, çünkü bu korkular konunun başlığı ile doğrudan ilgili, “FriendFeed’in geleceği”.
Bu korkuların çoğu FriendFeed’deki topluluğu kaybetmek üzerine olsa da, benim ve daha bir çok kişinin en büyük korkusu yaşanacak içerik kaybıydı.
Ortama 3 yıldır FriendFeed’deyim, her gün ortalama 3-4 başlık, 10-15 yorum giriyorum. Bazen bu başlıklarda arama yaparak o gün ne yaptığımı, ne yediğimi hatırladığım bile oluyor. Yorumlarda ise bilgimi paylaşıyor ve çoğu zaman beyin fırtınasına katılıyorum. Burada fikirlerimi saçıyorum.
İşte korkum buydu, benimle birlikte çoğu kişinin de korkusuydu, içerik kaybı.
Bir süre bu tartışmalar Türkçe olarak yürürken ben daha çok İngilizce girişleri takip ediyordum, ekibin ve ekibe yakın olanların girişlerini.
Satışın ansızın oluşundan dolayı mı bilinmez, kaos hakimdi orada da. Yine aynı korkular vardı tabi.
Daha sonra “ekibe yakın” olan insanlardan mesajlar gelmeye başladı, bazıları kapatılmayacağının sözünü aldığını açıklamıştı.
Bu, beni biraz olsun rahatlatmıştı, her şey olduğu gibi ilerleyecekti işte. Daha ne isteyebilirdim ki? Yanlış düşünüyordum ama? Bunu anlamam biraz vakit aldı, ilk zamanlar hissettirilmese de, yavaş yavaş tüm ekip FriendFeed’den alınıp, Facebook ekibine yerleştiriliyordu. Bu durum FriendFeed’in “geliştirilmesinin durdurulması” olayına yol açtı.
Bugüne gelelim, FriendFeed’de “spam killer team” (istenmeyen içeriği önleyen ve gönüllülerden oluşan bir kullanıcı takımı) ve “bug fix(er) team” (sistemde oluşan arızaları, hataları vb. düzelten ve Facebook için çalışan bir takım) isimlerinde 2 takım var.
Bu takımların genel amaçlarını yazdım, şimdi tam olarak ne anlama geldiklerinden bahsedeyim:
1) Spam killer team: Zaman zaman FriendFeed’de bir çok girişe, giriş ile alakasız olarak reklam linkleri giren veya aynı metni tekrar tekrar farklı ve yine alakasız girişlere yazan kişiler “spam” yapmış oluyor ve eğer bunlar Spam grubuna (veya Feedback grubuna) bildirilse hesaplar siliniyor/deaktive ediliyor. Bu işi yapan bir takım var ve bu takım, az önce de söylediğim gibi, gönüllü kullanıcılardan oluşuyor.
2) Bug fix(er) team: FriendFeed, bazen öyle görünmese de, çok karmaşık bir sistem ve bazen hatalar meydana gelebiliyor. (Örneğin yakın zamanda yaşanan (ve halen yaşanmaya devam eden) Twitter ve LinkedIn hesap ekleme sorunu.) Bu takım, bildiğim kadarıyla, Facebook için çalışıyor. Ancak aktif olduklarını söylemem, çok büyük problemlerin (arama bölümünün bozulması, Twitter’a girişlerin gitmemesi vb.) 2-3 haftada halledildiğini gördüm.
Sonuç olarak, şimdilik, FriendFeed sitesi “terkedilmiş” görünüyor.
Peki neden satın aldı? Başlarken dediğim gibi, Facebook bir süredir FriendFeed’in özelliklerini aşırıyordu zaten, ekibiyle beraber “toptan” almak istediğini sanıyorum.
Satın alma sebebi olarak aklıma gelen bir diğer şey ise, sonradan açık kaynak olarak paylaştıkları, gerçek zamanlı siteler oluşturmanızı sağlayabilen uygulama çatısı.
Uzunca bir yazı oldu, daha fazla uzatmamak adına hemen başlıkta yazan konuya değineceğim: “Fırat Batuhan İçöz” ‘e göre, FriendFeed ne olacak??
Önce neden benim görüşümün bir değeri olduğundan kısaca bahsedeyim. Yazının ortalarında bir yerde de dediğim gibi, 3 yıl gibi bir süredir FriendFeed kullanıcısıyım. Bu süreçte kurucu ekibe aboneydim ve onları takip ettim. Aynı şekilde bir çok “ekibe yakınlığı ile bilinen” isme ve geribildirim grubuna da abone oldum. Yani, gözlemledim. Bu gözlemlerin bir değeri olduğu düşüncesindeyim.
Kısa süre önce Bret Taylor’dan alınan bilgilere de dayanarak, FriendFeed’in açık kalacağını düşünüyorum ancak geliştirme olmadan yalnızca internetlerdeki bir diğer anlamsız ve gereksiz web sitesi olur ve olacaktır.
Bence ne mi olacak? FriendFeed’de yazdığımız her şey Facebook’un içerisine gömülecek yavaşça, daha sonra, Facebook “eski arkadaşları bulma sitesi” konseptinden tamamen çıktığında bu gömülme olayı bitecek ve yaptığımız her şey, yarattığımız her içerik Facebook içerisinde de var olmaya devam edecek.
Peki bu sırada bu kadar övdüğüm topluluğa ne olacak? Bu sorunun cevabını ben de merak ediyorum aslında. Gözlemlerime göre Amerika’da Tumblr’a doğru bir kayma var, ülkemizde ise Twitter’a. “İçerik üreten” kesim Tumblr’a doğru kayacaktır yine, ülkemizde de. Diğer kesim ise zaten Twitter’da şu sıralar.
Şunu da belirtmeliyim, yeni Twitter arayüzü ile, piyasadaki her hangi bir FriendFeed alternatifinin başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Eğer bir site çıkıp başarılı olmak istiyorsa, çok değişik bir şeyler olması lazım, hayallerimizin ötesinde olması lazım.
Aslında mikro-blogging’den başımızı kaldırıp, tekrar bloglarımıza dönsek ne güzel olurdu, değil mi?